Sayın Ekselansları,
Siyasi partilerin değerli temsilcileri,
Bugün, Yeşil Parti tarafından gündeme getirilen önemli bir soruyu tartışmak üzere bir araya geldik: “Güven Artırıcı Önlemler: İlerlemeyi sağlayan bir araç mı, yoksa yeniden başlamak için bir ön koşul mu?”
Kıbrıs Sosyalist Partisi olarak, öncelikle daha temel bir soruyu sormamız gerektiğine inanıyoruz:
Kimler arasında ve kimin için güven?
Kıbrıs onlarca yıldır bölünmüş durumdadır. Bu süre zarfında güven artırıcı önlemler farklı biçimlerde tartışılmış, önerilmiş ve hayata geçirilmiştir. Ancak bu önlemlerin nasıl algılandığını ve gerçekte nasıl kullanıldığını dürüstçe irdelemeliyiz.
Bunlar Kıbrıs halkını birbirine yakınlaştırdı mı?
Çözüme yönelik gerçek bir hareketlilik yarattı mı?
Yoksa zaman zaman siyasi manevraların, müzakere taktiklerinin ve ne yazık ki karşı tarafı suçlamanın bir aracı haline mi geldi?
Kıbrıs Sosyalist Partisi’ne göre, güven artırıcı önlemler öncelikle siyasi elitler için tasarlanmamalıdır.
Bu önlemler Kıbrıs halkını kucaklamalıdır.
Bölünmüşlüğün her iki tarafındaki emekçiler, gençler, kadınlar, aileler ve topluluklar sürecin merkezinde yer almalıdır.
Sadece iş insanları, liderler, hükümetler veya siyasi temsilciler arasında var olan bir güven artırıcı önlem, tek başına gerçek bir çözüm için gerekli toplumsal koşulları yaratamaz.
İnsanların buluşmasına, iletişim kurmasına, iş birliği yapmasına ve ortak çıkarlar geliştirmesine olanak tanıyan önlemlere ihtiyacımız var.
Şüphe ve suçlama siyasetinden, Kıbrıs halkının çözüm yönündeki kitlesel hareketine doğru bir geçiş yapmalıyız.
Bu husus bilhassa önemlidir; zira Kıbrıs sorunu, yalnızca müzakerelerin dilini değiştirerek çözülemez.
Sorun, bizzat insanlar arasındaki ilişkinin değiştirilmesini gerektirir.
Güven, sadece beyanlarla inşa edilemez; ortak deneyim, iş birliği ve katılımla inşa edilir.
Bu nedenle, bugün kendimize şu soruyu sormalıyız:
Güven artırıcı önlemler halkı çözüme hazırlamak için mi kullanılıyor?
Yoksa iki liderlik birbirini suçlamaya devam ederken, bunlar siyasi manevralar olarak mı kullanılıyor?
Kıbrıs Sosyalist Partisi, bu sorunun cevabının net olması gerektiğine inanmaktadır.
Güven artırıcı önlemler halka ait olmalıdır. Bunlar; Kıbrıslı Rumları ve Kıbrıslı Türkleri bir araya getirmenin, ortak mücadeleler ve ortak özlemler yaratmanın ve nihayetinde Kıbrıs sorununa bir çözüm talep edip bunu hayata geçirebilecek kitlesel bir hareket inşa etmenin araçları haline gelmelidir.
Sadece güven artırıcı önlemlerin müzakereleri yeniden başlatıp başlatamayacağını sormamalıyız.
Aynı zamanda, bu önlemlerin Kıbrıs halkının ortak geleceğini yeniden inşa etmesine nasıl yardımcı olabileceğini de sormalıyız.
İlerlememiz gereken yönün bu olduğuna inanıyoruz.
Güvenin seçkinler veya iş insanları arasında değil, bizzat halk arasında tesis edildiği bir Kıbrıs.
Teşekkür ederim.
Kıbrıs Sosyalist Partisi Temsilcisinin 30 Eylül 2026 Tarihinde Ledra Palace’ta Siyasi Partiler Toplantısı’nda Yaptığı Konuşma
Sayın Ekselansları,
Siyasi partilerin değerli temsilcileri,
Bugün, Yeşil Parti tarafından gündeme getirilen önemli bir soruyu tartışmak üzere bir araya geldik: “Güven Artırıcı Önlemler: İlerlemeyi sağlayan bir araç mı, yoksa yeniden başlamak için bir ön koşul mu?”
Kıbrıs Sosyalist Partisi olarak, öncelikle daha temel bir soruyu sormamız gerektiğine inanıyoruz:
Kimler arasında ve kimin için güven?
Kıbrıs onlarca yıldır bölünmüş durumdadır. Bu süre zarfında güven artırıcı önlemler farklı biçimlerde tartışılmış, önerilmiş ve hayata geçirilmiştir. Ancak bu önlemlerin nasıl algılandığını ve gerçekte nasıl kullanıldığını dürüstçe irdelemeliyiz.
Bunlar Kıbrıs halkını birbirine yakınlaştırdı mı?
Çözüme yönelik gerçek bir hareketlilik yarattı mı?
Yoksa zaman zaman siyasi manevraların, müzakere taktiklerinin ve ne yazık ki karşı tarafı suçlamanın bir aracı haline mi geldi?
Kıbrıs Sosyalist Partisi’ne göre, güven artırıcı önlemler öncelikle siyasi elitler için tasarlanmamalıdır.
Bu önlemler Kıbrıs halkını kucaklamalıdır.
Bölünmüşlüğün her iki tarafındaki emekçiler, gençler, kadınlar, aileler ve topluluklar sürecin merkezinde yer almalıdır.
Sadece iş insanları, liderler, hükümetler veya siyasi temsilciler arasında var olan bir güven artırıcı önlem, tek başına gerçek bir çözüm için gerekli toplumsal koşulları yaratamaz.
İnsanların buluşmasına, iletişim kurmasına, iş birliği yapmasına ve ortak çıkarlar geliştirmesine olanak tanıyan önlemlere ihtiyacımız var.
Şüphe ve suçlama siyasetinden, Kıbrıs halkının çözüm yönündeki kitlesel hareketine doğru bir geçiş yapmalıyız.
Bu husus bilhassa önemlidir; zira Kıbrıs sorunu, yalnızca müzakerelerin dilini değiştirerek çözülemez.
Sorun, bizzat insanlar arasındaki ilişkinin değiştirilmesini gerektirir.
Güven, sadece beyanlarla inşa edilemez; ortak deneyim, iş birliği ve katılımla inşa edilir.
Bu nedenle, bugün kendimize şu soruyu sormalıyız:
Güven artırıcı önlemler halkı çözüme hazırlamak için mi kullanılıyor?
Yoksa iki liderlik birbirini suçlamaya devam ederken, bunlar siyasi manevralar olarak mı kullanılıyor?
Kıbrıs Sosyalist Partisi, bu sorunun cevabının net olması gerektiğine inanmaktadır.
Güven artırıcı önlemler halka ait olmalıdır. Bunlar; Kıbrıslı Rumları ve Kıbrıslı Türkleri bir araya getirmenin, ortak mücadeleler ve ortak özlemler yaratmanın ve nihayetinde Kıbrıs sorununa bir çözüm talep edip bunu hayata geçirebilecek kitlesel bir hareket inşa etmenin araçları haline gelmelidir.
Sadece güven artırıcı önlemlerin müzakereleri yeniden başlatıp başlatamayacağını sormamalıyız.
Aynı zamanda, bu önlemlerin Kıbrıs halkının ortak geleceğini yeniden inşa etmesine nasıl yardımcı olabileceğini de sormalıyız.
İlerlememiz gereken yönün bu olduğuna inanıyoruz.
Güvenin seçkinler veya iş insanları arasında değil, bizzat halk arasında tesis edildiği bir Kıbrıs.
Teşekkür ederim.
