Erhürman’ın “halk beni dört aşamalı metodolojimi bilerek seçti” sözleri de, Tatar’ın “halk beni eşit egemen iki ayrı devlet tezimi bilerek seçti” açıklaması da, aynı gerçeği gizlemeye hizmet etmektedir: Her iki siyasetçi de Ankara’dan aldıkları siyasal yönlendirmeleri kendi fikirleri, kendi tezleri ve toplumun iradesiymiş gibi sunmaya çalışmaktadır.
Bu tutum halk iradesinin çarpıtılmasıdır. Kıbrıs Türk toplumunun kaderine dair kararlar, yerel demokratik tartışma ve toplumsal ihtiyaçlar içinde değil, Ankara’nın önceden belirlediği politik çizgi doğrultusunda şekillendirilmektedir.
Erhürman ile Tatar arasında bu noktada gerçek bir fark yoktur. Erhürman, sözde “çözüm” ve “metodoloji” söylemleriyle, Tatar ise açık ilhak–ayrılıkçı devletçilik söylemleriyle aynı merkezin projesine hizmet etmektedir. Biri “yumuşak paket”, diğeri “sert paket” rolünü üstlenmiştir; ancak içerikleri aynıdır: Kıbrıs’ta federal çözüm beklentisini oyalamak, statükoyu sürdürmek ve kuzeyin Türkiye’ye ilhak politikalarına kademeli meşruiyet kazandırmak.
Kıbrıs’ın geleceğini Ankara projelerinin zeminine mahkûm edenler, halk iradesini temsil etmemektedir. Kıbrıs’ta gerçek barış, demokrasi ve çözüm ancak toplumların kendi özgür iradesiyle, dış müdahaleler olmadan kurulabilir. KSP, bu iradenin gasp edilmesine karşı durmaya devam edecektir.
Mehmet Birinci
Genel Sekreter
Kıbrıs Sosyalist Partisi
