Kıbrıs Sosyalist Partisi olarak, Ankara’da yaşanan son gelişmeleri büyük bir kaygı ve öfkeyle takip ediyoruz. Ana muhalefet partisi CHP’nin seçilmiş yönetiminin yargı eliyle görevden uzaklaştırılması ve kurultay iradesinin mahkeme kararıyla geçersiz ilan edilmesi, halk iradesine yönelik açık bir müdahaledir.
Recep Tayyip Erdoğan yönetimi altındaki yargı siyasal iktidarın burjuva muhalefeti tasfiye etmek için kullandığı bir baskı aracına dönüştürülmüştür. CHP kurultayına ilişkin “mutlak butlan” kararı yalnızca bir parti içi mesele değildir. Bu karar, seçimle değiştirilemeyen bir iktidarın, mahkemeler aracılığıyla siyasal alanı yeniden dizayn etme girişimidir.
Ekrem İmamoğlu’na yönelik davalar, muhalif belediyelere dönük operasyonlar, gazetecilere, sendikalara ve toplumsal muhalefete yönelik baskılarla birlikte düşünüldüğünde ortaya çıkan tablo nettir: Mevcut rejim burjuva demokratik değil, faşizan karakter taşıyan otoriter bir rejimdir. Siyasal rakiplerini yargı yoluyla etkisizleştirmeye çalışan bu anlayış, halk egemenliğini değil tek adam yönetimini esas almaktadır.
Kuzey Kıbrıs üzerinde kurulan siyasal, ekonomik ve idari tahakküm de aynı baskıcı rejimin bir uzantısıdır. Kıbrıs Türk halkının iradesi yıllardır Ankara merkezli müdahalelerle baskı altına alınmakta; ekonomik protokoller, siyasi yönlendirmeler ve bağımlılık ilişkileri aracılığıyla toplum denetim altına tutulmaktadır. Son dönemde Meclis’ten geçirilmeye çalışılan ve basın özgürlüğünü daraltacağı yönünde gazetecilik örgütleri tarafından sert biçimde eleştirilen yasa düzenlemeleri de bu baskı siyasetinin bir parçasıdır. Basın örgütleri söz konusu düzenlemelerin ifade özgürlüğünü ve halkın haber alma hakkını tehdit ettiğini açıklamıştır.
Basın Emekçileri Sendikası ile Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği’nin düzenlediği protestolar, halkın önemli bir kesiminin sansürcü ve otoriter girişimlere karşı olduğunun ifadesidir. Ancak bizler, egemen sınıfın farklı klikleri arasındaki iktidar mücadelelerinde taraf değiliz. Emekçi halkın çıkarları; ne sermaye düzeninin iktidar blokunda ne de düzen içi muhalefetin sınırları içerisinde temsil edilmektedir.
Kıbrıs Sosyalist Partisi olarak açıkça ifade ediyoruz ki; bu baskı rejimi yalnızca seçim süreçleriyle ya da egemen sınıf içi saflaşmalarla ortadan kaldırılamaz. Faşizan baskı düzenine son verecek gerçek güç, örgütlü işçi sınıfı ve emekçi halkların sosyalizm mücadelesidir.
Bizler, Kıbrıs’tan yükselen enternasyonalist dayanışma duygusuyla; işçilerin, gençlerin, kadınların, gazetecilerin ve demokrasi güçlerinin yanında olduğumuzu ilan ediyoruz. Halkın oyuyla seçilmiş iradelerin mahkeme kararlarıyla gasp edilmesini reddediyoruz.
Sosyalistler için demokrasi yalnızca sandık değildir; örgütlenme özgürlüğü, ifade özgürlüğü ve halkın seçme-seçilme hakkının korunmasıdır. Bugün Ankara’da ve Kuzey Kıbrıs’ta yaşananlar, bu temel ilkelerin sistematik biçimde ortadan kaldırıldığını göstermektedir.
Kıbrıs Sosyalist Partisi Muhalefetin yargı eliyle bastırılmasını kınıyor. CHP yönetimine yönelik müdahaleyi gayrimeşru görüyor. Kuzey Kıbrıs üzerindeki siyasal tahakküm politikalarına karşı çıkıyor. Basın ve ifade özgürlüğünü hedef alan yasa girişimlerini reddediyor. Siyasal davalar ve tutuklamalarla kurulan korku düzenini kabul etmiyor. İşçi sınıfının bağımsız siyasal hattını ve sosyalizm mücadelesini savunuyor. Demokrasi, özgürlük ve halk egemenliği mücadelesi veren tüm emek güçleriyle dayanışma içinde olduğumuzu ilan ediyor.
Baskı rejimleri halkların iradesini sonsuza kadar bastıramaz. Kurtuluş; sermaye düzeninde değil, işçi sınıfının söürgeciliğie ve emperyalizme karşı örgütlü mücadelesinde ve sosyalizmdedir.
Mehmet Birinci
Genel Sekreter
Kıbrıs Sosyalist Partisi (a)
23.05.2026
