BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ VE HALKIN HABER ALMA HAKKINI HEDEF ALAN YASALARA KARŞI MÜCADELE BÜYÜTÜLMELİDİR

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ VE HALKIN HABER ALMA HAKKINI HEDEF ALAN YASALARA KARŞI MÜCADELE BÜYÜTÜLMELİDİR
Bu yazıyı paylaş

Ceza Muhakemeleri Usulü (Değişiklik) Yasası’nın Cumhuriyet Meclisi’nden geçirilmesi, yalnızca teknik bir hukuk düzenlemesi değildir. Bu girişim, halkın haber alma hakkını, basın özgürlüğünü ve kamusal denetim imkanlarını daraltmayı hedefleyen siyasal bir müdahaledir.

Kıbrıs Sosyalist Partisi (KSP) olarak bu yasaya ilk günden itibaren karşı çıktık ve bugün de aynı tutumu sürdürüyoruz.

Özellikle yasanın 23B maddesi, henüz mahkum olmamış kişilerin isim ve fotoğraflarının yayımlanmasını cezalandırma adı altında; araştırmacı gazeteciliği, yolsuzluk haberlerini, kara para ilişkilerinin ifşasını ve kamu yararına yapılan yayınları baskı altına alma potansiyeli taşımaktadır.

Basın mensuplarına, internet medyasına ve sosyal medya kullanıcılarına yönelik hapis ve ağır para cezaları öngören bu yaklaşım, demokratik toplum ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Kamusal figürlerle sıradan yurttaşlar arasında gerekli hukuki ayrımın yapılmaması ise bu baskıcı niteliği daha da görünür hale getirmektedir.

Uluslararası hukuk normlarında ve demokratik toplum uygulamalarında, kamu gücü kullananların ve kamuya mal olmuş kişilerin çok daha geniş ölçüde toplumsal denetime açık olması esastır. Bu yasa ise tam tersine, kamuoyunun gerçekleri öğrenmesini zorlaştıran bir yönelim taşımaktadır.

HUKUKUN SINIFSAL KARAKTERİ VE DEVLETİN NİTELİĞİ

Hukuk, tarafsız ve sınıflar üstü bir alan değildir. Hukuk sistemi, toplumsal üretim ilişkileri üzerinde yükselen ve egemen sınıfın siyasal çıkarlarını koruyan bir üst yapı kurumudur. Yasalar çoğu zaman egemen güçlerin iradesini “kamusal düzen” adına toplumun tamamına dayatmanın araçları haline gelir.

Bugün Kuzey Kıbrıs’taki siyasal yapı da bu gerçeklikten bağımsız değildir. Parlamenter mekanizmalar, her zaman Ankara’nın siyasal yönlendirmeleri doğrultusunda şekillenen bir düzenin üzerini örten biçimsel araçlar olarak çalışmaktadır. Halkın iradesiyle değil; sermaye ilişkileri, bürokratik çıkarlar ve Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasal çıkarları ve müdahaleleri ile belirlenen bir yapı içerisinde, demokratik haklar sürekli aşındırılmaktadır.

Bu nedenle sorun yalnızca bir yasa maddesi değil; basını, toplumsal muhalefeti ve kamusal denetimi zayıflatmaya çalışan genel siyasal yönelimdir.

MUHALEFETİN ORTAK MÜCADELE SORUMLULUĞU

Basın-Sen, Gazeteciler Birliği ve çeşitli demokratik kitle örgütleri tarafından yürütülen mücadele değerlidir. Ancak gelinen noktada bu yasa Meclis’ten geçirilmişse, ortaya çıkan sonuç muhalefetin daha güçlü, daha birleşik ve daha örgütlü bir mücadele hattına ihtiyaç duyduğunu göstermektedir.

KSP olarak bu süreçte kendi eksiklerimizi de açıkça ifade ediyoruz. Mücadele yalnızca haklı olmayı değil; etkili siyasal basınç yaratabilmeyi, toplumsal dayanışmayı büyütebilmeyi ve örgütlü direnişi geliştirebilmeyi gerektirir.

Kıbrıs’ın kuzeyindeki mevcut rejim yapısı dikkate alındığında, anti-demokratik düzenlemelere karşı parçalı değil birleşik bir mücadele hattı örülmesi zorunludur. Basın-Sen, Kıbrıslı Türk Gazeteciler Birliği ve Medya Etik Kurulu ile sivil toplum örgütleri ve siyasi partilerin de dahil olduğu en geniş ve militan bir muhalefeti örgütlemek zorundayız.

TALEPLERİMİZ

1. Ceza Muhakemeleri Usulü (Değişiklik) Yasası’nın 23B maddesi geri çekilmeli ve yürürlüğe girmeden iptal edilmelidir.

2. Kamusal figürlerle sıradan yurttaşlar arasındaki hukuki ayrım açık biçimde tanımlanmalıdır.

3. Basın özgürlüğünü sınırlayan tüm düzenlemeler geri çekilmeli; gazetecilerin kamu yararına haber yapma hakkı güvence altına alınmalıdır.

4. Baro Yönetimi, bu düzenlemenin hazırlanış sürecine ilişkin tüm görüşmeleri ve ilişkileri kamuoyuna açıklamalıdır.

5. Basın örgütleri, sendikalar, siyasal partiler ve demokratik kitle örgütleri ortak bir mücadele cephesi oluşturmalıdır.

Basın özgürlüğü yalnızca gazetecilerin sorunu değildir. Halkın gerçekleri öğrenme hakkı, demokratik toplumun en temel koşullarından biridir.

Egemen güçlerin çıkarlarını korumaya dönük baskıcı hukuk anlayışına karşı; emekçilerin, demokratik örgütlerin ve tüm ilerici güçlerin ortak mücadelesi büyütülmelidir.

Anti-demokratik yasalar ancak örgütlü halk gücüyle geri püskürtülebilir.

Kıbrıs Sosyalist Partisi

Merkez Komitesi


Bu yazıyı paylaş

admin

İLGİLİ PAYLAŞIMLAR

Bunu da okuyabilirsiniz x