Dünya, kapitalist emperyalist sistemin derin bir çürüme evresinden geçmektedir. Burjuva düzen, yıllardır kendisini “ahlak”, “hukuk” ve “temiz yönetim” söylemleriyle pazarlamış; ancak bugün ardı ardına ortaya çıkan ifşalar, bu söylemlerin tamamının bir aldatmacadan ibaret olduğunu açıkça göstermiştir.
Kapitalizm yalnızca bir ekonomik sömürü sistemi değil, aynı zamanda örgütlü bir ahlaksızlık rejimidir. Dünya varlıklarının büyük bölümünü elinde tutan burjuva emperyalist oligarklar, insanlığın emeğini, doğasını ve geleceğini talan ederken; aynı zamanda suç, istismar ve yozlaşma ağlarını da küresel ölçekte koruma altına almıştır. Son yıllarda açığa çıkan uluslararası dosyalar, bu düzenin bireysel sapkınlıklarla değil, sınıfsal ve sistematik suç mekanizmalarıyla, siyaset–bürokrasi–sermaye üçgeninin kolkola ayakta durduğunu kanıtlamaktadır.
Kıbrıs’ta ve Türkiye’de yolsuzluk, rüşvet ve gayri yasal ilişkiler bir kez daha gündeme gelmiştir. Bugün TC rejiminin düğmeye basması ile beraber Kıbrıs’ta “ahlaklı yönetim”, “temiz siyaset” ve “şeffaflık” söylemleri, en çok bu düzenin temsilcileri tarafından dillendirilmektedir. Oysa gerçeklik ortadadır: Kamu arazileri sermayeye peşkeş çekilmiş, kıyılar ve doğa rant projeleriyle yağmalanmış, üniversiteler ticarethane, kumarhaneler ve kara para trafiği ada ekonomisinin temel dayanakları haline getirilmiştir. Bu yapı, halkın değil; sermaye gruplarının, müteahhitlerin ve siyaset–bürokrasi–sermaye üçgeninin çıkarlarına hizmet etmektedir. Bazı bürokratlar görevden alınmış, bazı isimler yargı önüne çıkarılmıştır. Gündeme gelen yolsuzluk dosyaları, görevden almalar ve soruşturmalar; sistemin temizlendiğini değil, iç hesaplaşmalar yaşandığını göstermektedir. Burjuva siyaset bu hareketi ile ayrıca halkın öfkesini yatıştırmak için bazı isimleri feda etmekte; ancak çürümüş düzenin kendisi olduğu gibi korunmaktadır. Kapitalizm burada zehirli yılan gibi yalnızca deri değiştirmektedir.
Kıbrıs’ın emperyalist bağımlılık ilişkileri, bu çürümeyi daha da derinleştirmektedir. Ada, bir yandan askeri ve siyasi vesayet altında tutulurken; diğer yandan uluslararası sermaye için denetimsiz bir rant ve para aklama alanına dönüştürülmüştür. Hukuk, emekçiler için işletilmezken; sermaye için esnek, seçici ve koruyucu bir araca indirgenmiştir.
Epstein dosyaları, burjuva ahlakının gerçek yüzünü tüm çıplaklığıyla ortaya koymuştur. Kendilerini “medeniyetin temsilcisi” olarak sunan emperyalist merkezler; çocuk istismarından insan ticaretine, rüşvetten şantaja kadar uzanan suç ağlarını yıllarca bilerek korumuş, örtbas etmiş ve suç ortaklığı yapmıştır. Bu ifşalar bir istisna değil, kapitalist düzenin normal işleyişinin sonucudur.
Kapitalizm, zehirli yılan gibi zehrinden arınmamakta; yalnızca deri değiştirmektedir.
Kıbrıs Sosyalist Partisi olarak altını çiziyoruz: Kapitalizm reformlarla temizlenemez. Emperyalist sistem “ahlaklı” hale getirilemez. Çünkü bu düzenin ahlaksızlığı, istisnai değil yapısaldır. İnsanlık bu sömürü ve çürüme düzenine mahkûm değildir. Geleceğimizi belirleme hakkı bir avuç sermaye grubunun değil, işçi ve emekçi halkların elindedir. Sosyalist bir dünya hayal değil; kapitalizmin yarattığı yıkıma karşı tarihsel bir zorunluluktur.
Kıbrıs Sosyalist Partisi, emperyalist kapitalist düzene, burjuva ahlakının ikiyüzlülüğüne, sömürüye, yolsuzluğa ve insan onurunu ayaklar altına alan tüm ilişkilere karşı mücadeleyi kararlılıkla sürdürecektir.
İnsanlık onuru, sermayeden büyüktür.
Gelecek, örgütlü işçi ve emekçi halkların olacaktır.
Kahrolsun kapitalist-emperyalizm!
Kahrolsun savaş kışkırtıcıları!
Mehmet Birinci
Genel Sekreter
Kıbrıs Sosyalist Partisi
Merkez Komitesi (a)
