English to follow
Sayın Ekselansları, Siyasi Partilerin Değerli Temsilcileri
Yeni Kıbrıs Partisi’nin (YKP) bugün “Coğrafya Kaderimiz mi?” başlıklı bir tartışma önerdi.
Kıbrıs Sosyalist Partisi, Kıbrıs’ın geleceğinin bölünme, milliyetçilik veya küçük bir azınlığın, burjuvazinin çıkarları üzerine değil, ancak ada halkının bilinçli, örgütlü ve bilimsel mücadelesi üzerine kurulabileceğini ilan eder. Karşılaştığımız sorunlar tesadüfi değildir; bunlar, on yıllarca süren bölünme, militarizasyon, kapitalist-emperyalist kötü yönetim ve insan ihtiyaçlarının emperyalist siyasi ve ekonomik güce tabi kılınmasının doğrudan sonucudur.
Adamızda dayatılan koşullar altında, en temel ihtiyaçlar bile -temiz su, güvenli altyapı, afetlerden korunma ve halk sağlığı- siyasi pazarlık araçlarına dönüştürülmüştür. Bu kabul edilemez. Bunlar ayrıcalık değil, temel sosyal haklardır.
“Coğrafya Kaderimizdir” sloganı, kadercilikten kurtarılmalı ve kolektif sorumluluk çağrısına dönüştürülmelidir. Evet, aynı coğrafyayı paylaşıyoruz—ama daha da önemlisi, aynı maddi koşulları paylaşıyoruz. Aynı kuraklık tüm işçileri tehdit ediyor. Aynı yangınlar ortak ormanlarımızı yakıyor. Aynı hastalıklar çiftçilerimizi tehlikeye yayıyor. Aynı kirli sistemler şehirlerimizi zehirliyor. Yönetim yapıları bölünmüş olabilir, ancak halkın gerçekliği birdir.
Bu nedenle, KSP, bilimin siyasi manipülasyondan kurtarılması ve toplumun hizmetine sunulması konusunda ısrar ediyor. Bilimsel bilgi bir lüks değil, bir özgürleşme aracıdır. Çok küçük bir azınlık tarafından kontrol edildiğinde veya bölünmeyle sınırlandırıldığında, eşitsizliği güçlendirir. Kolektif olarak paylaşıldığında ve rasyonel bir şekilde uygulandığında, birlik ve ilerleme için bir güç haline gelir.
Mühendislerden, çevre bilimcilerden, doktorlardan ve işçilerin kendilerinden oluşan ortak, iki toplumlu bilimsel ve teknik ekiplerin derhal kurulmasını talep ediyoruz. Bu ekipler hükümetlere veya dar siyasi gündemlere değil, bir bütün olarak Kıbrıs halkına hizmet etmelidir. Çalışmaları şeffaf, kamuya açık ve demokratik olarak hesap verebilir olmalıdır.
Afet önleme alanında, sistemlerin parçalanması, gücün parçalanmasını yansıtır. Yangınlar, seller, depremler ve iklim felaketleri, koordinasyon ve planlama eksikliği nedeniyle daha da şiddetlenir. Kapitalist-emperyalist mantık, hazırlıklı olmaktan ziyade maksimum karı önceliklendirir ve toplumu savunmasız bırakır. Sosyalist bir yaklaşım, uzun vadeli planlama, kolektif kaynak tahsisi ve insan yaşamını ve doğayı korumak için bilimsel modellerin uygulanmasını gerektirir. Ada, rekabet eden idari bölgeler olarak değil, tek bir ekolojik birim olarak işlev görmelidir.
Lefkoşa’daki kanalizasyon krizi, sistemik başarısızlığın açık bir örneğidir. Altyapı, anlık kar getirmediği için ihmal edilmiştir. Oysa sonuçlarından –sağlık riskleri, çevresel bozulma ve azalan yaşam koşulları– işçi sınıfı etkilenmektedir. Bu mantığı reddediyoruz. Kamu altyapısı, piyasa hesaplamalarıyla değil, bilimsel planlama ve kamu yatırımlarıyla tasarlanıp sürdürülen bir sosyal mal olarak ele alınmalıdır.
Genellikle tamamen siyasi meseleler olarak sunulan kesişme noktaları, gerçekte ekonomik ve sosyal kontrolün de merkezleridir. Verimsizlik, gecikmeler ve kısıtlamalar orantısız bir şekilde işçileri, öğrencileri ve sıradan vatandaşları etkilerken, çok küçük bir azınlık bu engelleri kolaylıkla aşmaktadır. Bilimsel yönetim, teknolojik sistemler ve işbirlikçi yönetim yoluyla bu engeller en aza indirilebilir. Ancak daha da önemlisi, bunların dönüşümü, bölünmenin kendisini aşma mücadelesinin daha geniş bir sembolünü oluşturmaktadır.
Hayvan ve halk sağlığı alanında, şap hastalığı gibi tehditler de dahil olmak üzere, bölünmenin sonuçları çok belirgindir. Koordinasyon eksikliği, herkesi tehlikeye atan boşluklar yaratır. Bu sadece teknik bir başarısızlık değil, siyasi bir başarısızlıktır! Sosyalist bir çerçeve, bilgi ve kaynakların serbestçe paylaşıldığı ve kriz yönetimi yerine önlemenin önceliklendirildiği evrensel, koordineli sağlık sistemlerini gerektirir.
Ormanlarımız ve doğal ekosistemlerimiz sömürülecek mallar değil, korunması gereken kolektif varlıklardır. İklim değişikliği ve yanlış yönetimle şiddetlenen orman yangınları, kısa vadeli düşünmenin yıkıcı sonuçlarını ortaya koymaktadır. Parçalı ve tepkisel yaklaşımların yerini bilimsel araştırma, ekolojik planlama ve kolektif yönetim almalıdır. Doğayı korumak, toplumu korumaktan ayrı değildir; onun ayrılmaz bir parçasıdır!
Su krizi, mevcut sistemin çelişkilerini daha da ortaya koymaktadır. Hayatın en temel unsuru olan su, rasyonel bir şekilde yönetilmesi gereken ortak bir ihtiyaçtan ziyade, rekabet konusu olan kıt bir kaynak olarak ele alınmaktadır. Bilimsel çözümler mevcuttur – deniz suyundan arıtma, geri dönüşüm, sürdürülebilir kullanım – ancak işbirliği ve planlama olmadan, bunlar yetersiz kullanılmakta veya eşit olmayan bir şekilde dağıtılmaktadır.
Kıbrıs Sosyalist Partisi, suyun ortak bir mal olarak kabul edilmesi gerektiğini savunmaktadır.
Tüm bu sorunların özünde temel bir gerçek yatmaktadır: Kıbrıs’ın bölünmesi sadece siyasi bir sorun değil, aynı zamanda rasyonel ve bilimsel gelişmenin önünde bir engeldir. Bölünme, bilgiyi parçalara ayırır, sistemleri kopyalar, kaynakları israf eder ve kapsamlı çözümleri engeller. Statükodan fayda sağlayanların çıkarlarına hizmet ederken, bedelini çalışan insanlar öder.
Bu nedenle, bilimsel işbirliği çağrımız aynı zamanda siyasi bir dönüşüm çağrısıdır. Yabancı askeri varlığın kaldırılması, dış müdahalenin sona ermesi ve tam egemenliğin sağlanması, gerçekten demokratik ve rasyonel bir toplum inşa etmenin temel koşullarıdır. Bu hedefler, sosyalizm mücadelesinden ayrılamaz.
Bilim tek başına yeterli değildir. Değerlerle, eşitlik, dayanışma ve sosyal adalete bağlılıkla yönlendirilmelidir. Bunlar olmadan bilim, halktan ziyade iktidara hizmet ederek kötüye kullanılabilir. Ancak sosyalist ilkelerle birleştiğinde, özgürleşme için güçlü bir araç haline gelir.
Kıbrıs Sosyalist Partisi, Kıbrıs genelindeki işçileri, gençleri, bilim insanlarını ve tüm ilerici ve barışsever güçleri bu vizyon etrafında birleşmeye çağırıyor. Bölünme politikasını reddedelim ve işbirliği politikasını benimseyelim. Rekabeti planlamayla, gizliliği şeffaflıkla ve eşitsizliği adaletle değiştirelim.
Coğrafya bizi bölünmeye mahkum etmez. Bizi birliğe çağırır.
Halkın hizmetinde bilim ve sosyalizm için kolektif mücadele yoluyla, tüm halkına ait bir Kıbrıs inşa edebiliriz.
Birleşik, sürdürülebilir ve özgür bir Kıbrıs için!
Kıbrıs Sosyalist Partisi
26 Mart 2026
Your Excellancy and Distinguished Represantatives of the Political Parties.
The discussion topic proposed today by New Cyprus Party (YKP) is “ Is Geography our Destiny”.
The Socialist Party of Cyprus declares that the future of Cyprus cannot be built on division, nationalism, or the interests of a small minority, the bourgeoisie, but only on the conscious, organized, and scientific struggle of the working people of the island. The problems we face are not accidental—they are the direct result of decades of partition, militarization, capitalist-imperialist mismanagement, and the subordination of human needs to imperialist political and economic power.
Under the conditions imposed on our island, even the most basic needs—clean water, safe infrastructure, protection from disasters, and public health—have been turned into political bargaining tools. This is unacceptable. These are not privileges. They are fundamental social rights.
The slogan “Geography is our Destiny” must be reclaimed from fatalism and turned into a call for collective responsibility. Yes, we share the same geography—but more importantly, we share the same material conditions. The same drought threatens all workers. The same fires burn our common forests. The same diseases endanger our farmers. The same polluted systems poison our cities. The ruling structures may be divided, but the people’s reality is one.
For this reason, the KSP insists that science must be liberated from political manipulation and placed firmly in the service of society. Scientific knowledge is not a luxury – it is a tool of emancipation. When controlled by a very small minority or restricted by division, it reinforces inequality. When shared collectively and applied rationally, it becomes a force for unity and progress.
We call for the immediate establishment of joint, bi-communal scientific and technical teams, composed of engineers, environmental scientists, doctors, and workers themselves. These teams must not serve governments or narrow political agendas, but the people of Cyprus as a whole. Their work must be transparent, publicly accessible, and democratically accountable.
In the field of disaster prevention, the fragmentation of systems reflects the fragmentation of power. Fires, floods, earthquakes and climate disasters are intensified by the absence of coordination and planning. Capitalist-imperialist logic prioritizes maximum profit over preparedness, leaving society vulnerable. A socialist approach demands long-term planning, collective resource allocation, and the application of scientific models to protect human life and nature. The island must function as a single ecological unit, not as competing administrative zones.
The sewage crisis in Nicosia is a clear example of systemic failure. Infrastructure has been neglected because it does not generate immediate profit. Yet it is the working class that suffers the consequences—through health risks, environmental degradation, and declining living conditions. We reject this logic. Public infrastructure must be treated as a social good, designed and maintained through scientific planning and public investment, not market calculation.
The crossing points, often presented as purely political issues, are in reality also sites of economic and social control. Inefficiency, delays, and restrictions disproportionately affect workers, students, and ordinary citizens, while the very small minority navigate these barriers with ease. Through scientific management, technological systems, and cooperative administration, these obstacles can be minimized. But more importantly, their transformation symbolizes the broader struggle to overcome division itself.
In the area of animal and public health, including threats such as foot-and-mouth disease, the consequences of division are stark. The absence of coordination creates gaps that endanger all. This is not merely a technical failure. It is a political one! A socialist framework demands universal, coordinated healthcare systems, where knowledge and resources are shared freely, and prevention is prioritized over crisis management.
Our forests and natural ecosystems are not commodities to be exploited, but collective assets to be protected. Wildfires, exacerbated by climate change and mismanagement, reveal the destructive consequences of short-term thinking. Scientific research, ecological planning, and collective stewardship must replace fragmented and reactive approaches. Protecting nature is not separate from protecting society. It is an integral part of it!
The water crisis further exposes the contradictions of the current system. Water, the most basic element of life, is treated as a scarce resource to be competed over rather than a shared necessity to be managed rationally. Scientific solutions exist – desalination, recycling, sustainable usage – but without cooperation and planning, they remain underutilized or unevenly distributed. The
Socialist Party of Cyprus asserts that water must be recognized as a common good, managed collectively for the benefit of all.
At the heart of all these issues lies a fundamental truth: the division of Cyprus is not only a political problem – it is a barrier to rational, scientific development. Partition fragments knowledge, duplicates systems, wastes resources, and prevents comprehensive solutions. It serves the interests of those who benefit from the status quo, while the working people pay the price.
Therefore, our call for scientific cooperation is also a call for political transformation. The removal of foreign military presence, the end of external interference, and the achievement of full sovereignty are essential conditions for building a truly democratic and rational society. These goals are inseparable from the struggle for socialism.
Science alone is not enough. It must be guided by values – by a commitment to equality, solidarity, and social justice. Without this, science can be misused, serving power rather than people. But combined with socialist principles, it becomes a powerful instrument for liberation.
The Socialist Party of Cyprus calls on workers, youth, scientists, and all progressive and peace loving forces across Cyprus to unite around this vision. Let us reject the politics of division and embrace the politics of cooperation. Let us replace competition with planning, secrecy with transparency, and inequality with justice.
Geography does not condemn us to division. It calls us to unity.
Through science in the service of the people, and through the collective struggle for socialism, we can build a Cyprus that belongs to all its people
A Cyprus that is united, sustainable, and free!
Socialist Party of Cyprus
26 March 2026
