Bir Grev Eyleminin Ardından…

Bir Grev Eyleminin Ardından…
Bu yazıyı paylaş

TIP-İŞ Grevi ve “Tam Gün Mesai” Tartışması Üzerine Bir Değerlendirme

Sağlık alanında yaşanan krizler, yalnızca teknik ya da idari sorunlar değildir. Sağlık sistemi, bir toplumun sınıfsal yapısını, devletin karakterini ve ekonomik modelini en çıplak haliyle yansıtan alanlardan biridir. Kıbrıs’ta TIP-İŞ üyesi hekimlerin “tam gün / tam mesai” uygulamasına karşı grevi, bu gerçeği bir kez daha görünür kılmıştır.

Bu grev, yüzeyde bir çalışma rejimi tartışması gibi görünse de, özünde sosyalist sağlık anlayışı ile kapitalist sağlık rejimi arasındaki temel çelişkinin ifadesidir.

Bilimsel Sosyalist perspektife göre sağlık, devredilemez bir toplumsal haktır. İnsan yaşamı piyasa ilişkilerinin konusu yapılamaz. Sovyetler Birliği’nde geliştirilen sağlık hizmetleri modeli, bu ilkenin kurumsal ifadesidir. Yani, sağlık hizmetleri tamamen kamusal, ücretsiz, planlı ve özel sektör dışıdır.

Kapitalist modelde ise sağlık, bir meta haline getirilir. Hastaneler işletmeye, hastalar müşteriye, hekimler ise esnek ve güvencesiz emek gücüne dönüştürülür. Kamu bütçesi, kamusal hizmeti güçlendirmek yerine özel sektörün finansmanına yönlendirilir.

TIP-İŞ’in açıklamalarında vurgulanan gerçek tam olarak budur: Kamu sağlık sistemi, planlama yerine hekimlerin fedakarlığı ve özel sektör sevkleriyle ayakta tutulmaktadır. Bu durum, sağlık hizmetinin toplumsal bir hak olmaktan çıkarılıp sermaye birikiminin alanına dönüştürüldüğünü göstermektedir.

Sosyalist sağlık sisteminde “tam gün çalışma”, bir dayatma değil, sistemin doğal sonucudur. Çünkü hekimlerin özel muayenehaneleri yoktur, ek gelir için özel sektöre bağımlılık söz konusu değildir, çalışma koşulları planlı ve güvencelidir.

Bu nedenle sosyalist sistemde “tam gün”, emek sömürüsünün değil, 24 saat kamusal hizmetin örgütlenmesinin ifadesidir.

Kapitalist sistemde ise “tam gün mesai” bambaşka bir anlam taşır. Özel sektörün varlığını sürdürdüğü, hekimlerin güvencesizleştirildiği ve kamu bütçesinin piyasaya aktarıldığı koşullarda “tam gün”, emek yoğunluğunun artırılması ve kamu sisteminin özel sektör lehine yeniden düzenlenmesi anlamına gelir.

TIP-İŞ’in itirazı tam da bu noktadadır: Sorun hekimlerin daha az çalışmak istemesi değil, daha fazla sömürülmeye karşı çıkmasıdır. Bazı hekimler zaten haftada 60 saati aşan çalışma süreleriyle, 24 saat nöbetlerle, nöbet sonrası çalışmaya zorlanmakla ve güvencesiz statülerle çalışmaktadır. “Tam mesai” uygulaması, bu sömürü sisteminin kurumsallaştırma riskini taşımaktadır.

Komünist perspektiften bakıldığında, hekimlerin sınıfsal konumu tarihsel olarak küçük burjuvaziye yakın olmuştur. Ancak kapitalist dönüşüm, bu konumu hızla aşındırmaktadır.

Kıbrıs’ta hekimlerin önemli bir bölümünün (yüzde 52) kadrosuz, sözleşmeli veya mecburi hizmet statüsünde çalıştırılması; uzun çalışma saatleri, düşük sosyal haklar ve güvencesizlik, hekimlerin giderek yoksulluğa itildiğini göstermektedir. TIP-İŞ grevi, geçmişe göre bugünlerede daha kötü şartlarda çalışma / yoksullaşma sürecine verilen kolektif bir tepki olarak okunmalıdır.

Bu nedenle grev, yalnızca bir meslek örgütünün eylemi değil; sağlık alanında çalışan emekçilerin sınıfsal bir direnişidir de…

Engels’in ifadesiyle devlet, egemen sınıfın çıkarlarını temsil eden bir araçtır. Kapitalist dönemde devlet, kamusal hizmetleri güçlendirmek yerine sermayenin ihtiyaçlarına göre yeniden yapılandırmaktadır. Kıbrıs’ta sağlık alanında yaşananlar bunun somut örneğidir. Kamusal altyapı yatırımları ihmal edilmekte, planlama yapılmamakta, koruyucu sağlık hizmetleri geri plana itilmektedir.

Buna karşılık kamu kaynakları, özel hastanelere sevk sistemi aracılığıyla sermayeye aktarılmaktadır. Bu tablo, sağlık krizinin teknik değil, siyasi ve sınıfsal bir kriz olduğunu ortaya koymaktadır.

TIP-İŞ’in mücadelesi, sosyalist perspektiften bakıldığında çelişkili ama ilerici bir karakter taşımaktadır. Çelişkilidir; çünkü talepler kapitalist sistem sınırları içinde formüle edilmektedir. İlericidir; çünkü sağlık hizmetinin metalaştırılmasına karşı kamusal ve güvenceli bir model talep edilmektedir.

Lenin’in ifadesiyle, ekonomik mücadele siyasal mücadeleye dönüşmedikçe tamamlanmaz. TIP-İŞ grevi, sağlık alanındaki ekonomik mücadeleyi siyasal bir tartışmaya dönüştürme potansiyeli taşımaktadır.

Kuzey Kıbrıs’ta yaşanan sağlık krizi, “tam gün mesai” gibi teknik düzenlemelerle çözülemez. Sorunun kaynağı, kapitalist sağlık rejimidir. Çözüm ise bilimsel sosyalist bir sağlık programıdır.

Bu programın temel ilkeleri şunlar olmalıdır:

1. Sağlık hizmetlerinin tamamen kamusal ve ücretsiz olması,

2. Özel sağlık sektörünün kamusal planlamaya tabi kılınması,

3. Hekimlerin ve sağlık çalışanlarının güvenceli istihdamı,

4. Sağlık alanında merkezi ve demokratik planlama,

5. Koruyucu sağlık hizmetlerinin öncelik haline getirilmesi.

TIP-İŞ grevi, bu programın nesnel koşullarının oluştuğunu göstermektedir. Sağlık sistemi çökmemekte, bilinçli tercihlerle çöktürülmektedir. Buna karşı mücadele, yalnızca hekimlerin değil, toplumun tamamının mücadelesidir.

Sosyalist bir toplumda sağlık bir lütuf değil, bir hak olacaktır.

Kıbrıs Sosyalist Partisi

13 Şubat 2026


Bu yazıyı paylaş

admin

İLGİLİ PAYLAŞIMLAR

Bunu da okuyabilirsiniz x