Bağımsızlık Yolu Marx’ı nasıl savunuyor?

Bu yazıyı paylaş

Ön Bilgi

Bu yazı, Bağımsızlık Yolu (BY) üyesi Celal Özkızan’ın, Facebook sayfasında yer alan 4 Ocak 2018 tarihli bir yazıdaki fikirler üzerine yürütülen polemik üzerine kaleme alınmıştır.

Facebook ortamında fikirlerin tüm yönleriyle, sebep sonuç ilişkileriyle, kapsamlı bir şekilde ele alınamayacağından hareketle bu yönteme başvurduk.

Ayrıca, fikirlerin bütünlüğü ve devamlılığının görülmesi ve değerlendirilmesi amacıyla, Bağımsızlık Yolu’nun önde gelen iki ismi, BY üyesi Celal Özkızan ve BY Genel Sekreteri Münür Rahvancıoğlu’nun yazdıklarını referans aldık. Ayrıca, BY’nin “kardeş örgütü” Baraka’ya 2009 yılında yazdığımız bir mektubu da link olarak vermeyi de uygun bulduk.

İşçi snıfı mücadelesine yararlı olmasını ümidiyle…

KSP Merkez Komitesi

 1- Bir şeyin hem kendisi hem kendi zıttı olması

Bağımsızlık Yolu (BY), düzen partilerine destek olmak siyasetini haklılaştırmak için bir şeyin ‘hem kendisi hem de zıttı olması’ görüşünü öne sürerken Marksist diyalektiğin en temel önermesini yani olguyu olduğu gibi ele alma gerekliliğini yadsımaktadır.

Kapitalist toplum kendi zıttını, sosyalist toplumu bir nüve olarak içinde taşır. Bu olgu ekonomik yaşamdaki gelişmeler ve buna bağlı olarak toplumun sınıflara bölünmesiyle ispatlanır. Kapitalist toplumda toplumun zıttına dönüşmesi için siyasi üst yapıda bu dönüşümü önlemek isteyen burjuva partiler (düzen partileri) ve bu dönüşümü örgütlemek isteyen proleter partiler (düzeni yıkıp sosyalizmi kurmak için düzeni sorgulayan partiler) oluşur. Ve bunlar siyaset alanında, örgütlenme alanında bir birleriyle sınıf mücadelesine girerler.

Bir şeyin kendi içinde zıttını barındırması kapitalist toplumda ve burjuvazinin hakimiyetindeki siyasi şartlarda kendini bu şekilde ortaya koyar. Burjuva partilerin kendi zıttını içinde taşıması şeklinde değil.

BY’nin bu prensibi yorumlayış tarzı onların bu düzeni koruyucu reformist yaklaşımlarına, bu amaçla da burjuva reformcu partilerle çalışmak ve proleter partilere saldırmak siyasetlerine ‘diyalektik’ görünümlü kılıf uydurmaktan başka bir anlam taşımamaktadır. Bu kılıf uydurma çabası BY açısından çok radikal görünümlü önermelere de yol açmaktadır. Ama tüm bunlar bu siyasi yaklaşımın burjuva bir yaklaşım olduğunu gizlemeye yetmez! Bunun nedeni de Kıbrıs toplumunun hali hazırda ve kaçınılmaz olarak burjuva partilerin zıttı olan bir partiye KSP’ye sahip olmasıdır!

(Bakınız Baraka’nın KSP’nin AEBC önerisine karşı önermelerine verilen cevabı ve KSP’nin yanıtı:

http://www.kibrissosyalistpartisi.com/yazismalar/337/)

2- Celal Özkızan Marks’ı nasıl “derinleştiriyor”

Celal Özkızan yoldaş Marx’ın kapitalist düzenin kendi sonunu hazırlaması, kendi mezar kazıcılarını üretmesi tespitlerine değiniyor. Malumdur ki bunlar Marks’ın kapitalist ekonomi ve bu temelde kapitalist toplumlarda ortaya çıkan sınıf farklılaşmasını (proleterler ve burjuvalar) incelemesinin sonuçlarıdır. Ama Marks bundan hareketle düzenin (kapitalist düzenin, burjuva düzenin) kendisine karşıt olduğunu iddia etmez.

Kapitalist düzenin kendine karşıt olduğunu ispatlamak için Celal Özkızan şöyle demiş:

 “haklısınız mustafa hocam, bir partinin “hem düzenin kendisi hem de düzenin yapıtaşlarını sorgulamaya açan” bir parti olduğunu iddia ederek, kafa karışıklığımı ortaya serdim.

“hade gene benim kafam karışıklığım ufak, çünkü ben sadece düzenin içindeki bir partiden söz ettim ve onun düzen karşıtı olduğunu dahi söylemedim, sadece “düzenin belli yapıtaşlarını sorgulamaya açabilir” dedim.

“marx denen kafası karışığa ne demeli? herif, bizzat düzenin kendisinin düzen karşıtı olduğunu iddia ediyor; diyor ki, kapitalizmin bizatihi kendi dinamikleri, kendi sonunu potansiyel olarak hazırlayacaktır diyor; sermayenin genişleme ve sürekli bir biçimde değişim değeri yaratma güdüsü, kendi varlığının koşullarının altını oyacaktır diyor; her şeyi geçtim, kafa karışıklığından yüzü kızarıp utanacağına, bir da ağdalı ağdalı laflar edip burjuvazinin kendi mezar kazıcılarını ürettiğini söylüyor komünist manifesto’da! lafa bakın! benim kafam karışıkken ifade ettiğim sosyal demokratlar gibi de değil, bizzat burjuvazinin kendi mezar kazıcılarını ürettiğini söylüyor! 

“bir zamanlar marx “ben marksist değilim” diye bir laf ettiydi mustafa hocam. ettiği tek doğru laf oydu. ne da olsa kafası bu kadar karışık bir adam elbette marksist olamaz.

 “keşke marx da hayatta olsa da ona da bize anlattığınız gibimarksizm’i anlatabilseniz.”(Celal Özkızan, 4 Ocak, Facebook sayfasından, italikler bize ait)

Marksizm, toplumda bir alt yapı, ekonomik yapı olduğu, bir de bunun yansıması, bundan türemiş olan toplumun üst yapısı, siyasi yapısı olduğunu ortaya koyar. Ekonomik yapının incelenmesi kapitalizmin kaçınılmaz olarak nüve olarak içinde barındırdığı zıttına, komünizme dönüşeceğini ortaya koyar. Celal Özkızan yoldaşın herif, (Marks. Bn) bizzat düzenin kendisinin düzen karşıtı olduğunu iddia ediyor’ derken bahsini ettiği ve Marks’a ait olan tespit bu alanda (ekonomik alanda, alt yapıda) yapılan bir tespittir.Halbuki üst yapıda, siyasi alanda işler değişir. Bu alanda burjuva ahlak, kültür ve siyaset alanında gerek burjuvazi tarafından oluşturulan fikirler silsilesi (mesela tüm alanlarda oluşturulan siyasetler) gerekse bu fikirlere dayanarak oluşturulan kurumlar silsilesi (mesela devletler, partiler) tamamıyla ‘düzeni’ alt yapının kaçınılmaz talebine, onun zıttına, komünizme dönüşmesi gerekliliğine karşı korumak amaçlıdır.

Celal Özkızan yoldaş herif, (Marks. Bn) bizzat düzenin kendisinin düzen karşıtı olduğunu iddia ediyor’ derken işte bu siyasi yapının kendisine karşı olduğunu iddia etmekte ve dahası bu iddiayı Marks’a da atfetmektedir.

Celal Özkızan niye böyle açık ve bariz bir çarpıtma öne sürmektedir? Çünkü o, BY’nin burjuva reformcu siyasetinin kaçınılmaz yol arkadaşı olan burjuva partiler ve onların burjuva siyasetleriyle ortaklığını haklılaştırmak istemektedir.

Açıktır ki, burjuva siyasi fikirler ve kurumlar tek başlarına var olamazlar.Onlar kaçınılmaz olarak proleter siyasi fikirler ve kurumlara yol açarlar.İşte burjuva siyasi ‘düzende’ ‘düzenin karşıtı’ olan bunlardır.Bunların görevi burjuva fikirler silsilesine karşı proleter fikirler silsilesini ortaya koymak ve savunmak ve proleteryayı bu fikirler silsilesine uygun olarak örgütleyip onların burjuvaziye karşı sınıf mücadelesini (bu siyasi mücadeleyi) zafere ulaştırmaktır.

Açıktır ki, burjuva düzen kendi içinde kendine karşıt ise, proleteryanın böyle bir mücadele içine girmesine kendi siyasi fikirlerini ve dolayısıyla da kendi siyasi örgütlenmesini oluşturmasına da gerek yoktur.BY’nin elde etmek istediği sonuç da budur.

Dolayısıyla BY’nin, KSP’nin Anti Emperyalist Birleşik Cephe Hükümeti programını red ederek, tamamıyle reformcu (sol lafazanlıklarla gizlenmiş bir reformcu) siyaset önermesi ve dolayısıyla da birliktelik aradığında kendisi gibi reformcu burjuva partilerde birliktelik araması anlaşılır bir şeydir.

KSP’nin kendilerini barış taraftarı, Kıbrıs’ın birliği taraftarı, çözüm taraftarı ilan eden partilere yaptığı çağrılar sürekli olarak red edilmektedir ve bu anlaşılırdır. Bu partiler tüm bu konularda burjuva düzen çerçevesinde kalmak istemektedirler.Önerdikleri siyaset, savundukları siyaset böyle bir siyasettir.Bu siyasi fikirler çerçevesinde oluşturulmak istenen birliktelikler ve çabalar da kaçınılmaz olarak aynı siyaseti paylaşan burjuva siyasi kurumlarla, kendileri gibi burjuva çözüm taraftarı burjuva partilerle olmak zorundadır.

Celal Özkızan’ın binbir dereden su getirmesi ve Marks’a böylesi olmaz fikirler atfetmesi bundandır!

Marksizmin kurucuları Marks ve Engels’e bu yaklaşım bize Murat Kanatlı yoldaşın (YKP) Engels’e yaklaşımını hatırlattı. Murat Kanatlı da Engels’e atıfta bulunuyor, onun ne kadar ‘değişim’ taraftarı olduğunu, halbuki KSP’nin değişime karşı olduğunu, bunun Engels’ce bir tavır olmadığını iddia ediyordu. Engels’e referans alış veriş, ticaret alanında değişimdi.KSP’de olmadığını iddia ettiği değişim ise fikri değişiklikle ilgiliydi.

Celal Özkızan da, alt yapıyı alıyor üst yapıda sonuca varıyor!

3- Münür Rahvancıoğlu ‘zıttına’ yani Münür Rahvancıoğlu’na dönüşmek zorundadır

Münür Rahvancıoğlu şöyle diyor:

 “Hem düzenin partisi hem de düzenin belli yapıtaşlarını sorgulamaya açan olmaz, olamaz” diyenin diyalektik konusunda kafası karışıktır dersem alınmazsın umarım hoca… çünkü olur 😉

 “Birşeyin hem kendisi hem de kendisinin zıttı olabileceği diyalektik mantığın temel önermelerinden biridir. Bunu hem marx hem de hegel çoktan kanıtladı hoca… 

 “DP ile ilgili soruya “laf” diye cevap veririm. Pratik eylemin sorgulaması değil “laf”… tıpkı düzenin yapıtaşlarının ne olduğuna dair pratik dışı noktalar üzerine kurulu olan diğer şeyler gibi…
Örneğin Koordinasyon Ofisi karşıtı direnişte sizi görüp görmemek önemliydi. Çünkü bu coğrafyaya yönelik asimilasyon, entegrasyon, muhafazakarlaştırma, iradesizleştirme sürecinin önemli bir noktasıydı. Pratik bir sorundu ve direk düzenin yapıtaşı ile ilgiliydi…

“‘Ha tdp ile ilgili tartışma yapmak istiyor olabilirsin… ama biz bu konuda çok  net koyduk tavrımızı… hem bildirilerimizde hem de makalelerimizde defalarca  yazdık… Sadece özel sektörde zorunlu sendikalaşma talebi, reddediyoruz sürecinde sokaktaki duruş  (ki orda sizi kitleselleşen son eylemler dışında göremedik), nükleer karşıtı mücadeledeki sokak pratiği, dinsel gericilik karşısındaki netlik bile yeterlidir örnek olarak…bunların hepsi pratiğe dair örnekler. Biz de kriteri pratiğe kuruyoruz zaten çünkü 11. Tez bize “pratiğe bak” diyor”(Sözedilen Facebook sayfasından. italikler bize ait)

Görüldüğü gibi tüm bunlar TDP ile yapılan ittifakı haklılaştırmak, seçimlerde KSP yerine TDP’nin desteklenmesini haklılaştırmak, KSP siyasetini desteklememeyi haklılaştırmak için yapılmaktadır.Bunu not alalım ve bunun nedenini tespit edelim.

Münür yoldaş boykot konusundaki bir yazısında ‘strateji olarak sokak ve secimi harmanlamak’tan bahsetmişti.Malum olduğu üzere, proleter hareket açısından siyasi strateji, proleteryanın mevcut siyasi yapılanmayı (hagi sınıf iktidarda) ne tür bir siyasi yapılanmayla (hangi sınıf iktidara gelecek) sorusuna verdiği cevaptır.‘Seçim ve sokağı harmanlamak’ (her ne anlama geliyorsa) proleter hareketin taktiklerinin (mücadele örgüt ve şekillerinin) konusudur.Burada sorun basitçe bir kavram kargaşası değildir. Burada BY’nin sınıfsal duruşu, siyasi strejisi yansıtılmaktadır; hareket berekettir, hareket herşeydir! Hedef hiç bir şeydir…

Bu nedenledir ki, ısrarla hedefi ön plana çıkaran KSP yaklaşımına karşı, mevcut burjuva-emperyalist düzeni yıkmayı hedeflemeyen‘pratik’ öne çıkarılmaktadır ve hedef ‘arka plana’ ileride gelecek güzel günlere bırakılmaktadır.

Her sınıfın belirli bir siyaseti vardır.Kıbrıs’ta Kıbrıs sorunun ne olduğu ve onun çözümü siyaseti bu konuda açık bir mihenk taşıdır. Partilerin burjuva milliyetçiliğine kayması, yerel ve yabancı burjuvalara kuyruk konuma düşmesi, tüm pratiklerinin sonucu olarak düzenin yıkılması değil de, düzenin korunması tüm bunlar bu konudaki siyaset üzerinden şekillenir. ‘Pratik’ tavırlar da bu konudaki yaklaşım üzerinden şekillenir. İşte seçim döneminde Kıbrıs’ta emperyalizmin yıkımını açıktan öneren KSP yerine, Kıbrıs’ta emperyalizmi koruyan bir çözümü öneren TDP’nin desteklenmesi böyle bir ‘pratik’ tavırdır!

Açıktır ki Münür yoldaş, 11.Tez’e referans verdiğinde siyaset ile ‘pratiğin’ bu kaçınılmaz bağını göz ardı etmek istemektedir.Siyaset bir yanda, ‘pratik’ öbür yanda. Münür ve BY de pratikçi! İyi ama bu boşa çabadır! BY’nin Cumhurbaşkanlığı seçiminden tutunuz bu son seçimlerde de nasıl bir ‘pratik’ izlediği, hangi siyaseti desteklediği ortadadır.‘düzenin yapıtaşları’ olarak ilan edilen ve o konularda ‘pratik’ tavır takınıldığı için desteklendiği iddia edilen TDP siyaseti, burjuva emperyalist çözüm siyaseti tarafından şekillenmiştir ve bahsi edilen ‘yapıtaşaları’ konusundaki TDP faaliyetleri bu çerçeve içinde ve bu çerçeve korunurken yapılan ‘pratiklerdir’. Tersinden yaklaşırsak, seçimler sırasında BY’nin bu tür TDP ‘pratiğini’ kıstas alarak KSP’nin devrimci siyaseti yerine TDP’nin burjuva emperyalist çerçevede çözümcü siyasetini desteklemesi de BY’nin ‘pratiğinin’ aynı çerçevede olduğunun, aynı siyasetten kaynaklandığının ‘pratik’ bir kanıtıdır.

Bir şeyin hem kendisi hem de kendinin zıttı olabileceği konusundaki ‘diyalektik’ yaklaşım da, Marks’a atfedilmeye çalışılan bir diğer yanılgıdır. Zıtların birliği, zıtların bir birine dönüşmesi, somut olarak ele alınan süreçlerde ortaya çıkarılmalı ve onların nasıl bir etkileşim içinde oldukları sergilenmelidir.

Kıbrıs sorununun çözümü alanında TDP siyaseti burjuva bir siyaset olduğu oranda onun kendi içinde zıttını taşıdığı tespiti yapılıyorsa, TDP saflarında ve Kıbrıs sorununun çözümü alanında bir de proleter siyasetin mevcut olduğu, dolayısıyla da bu proleter siyaseti savunan ve onun zaferi için mücadele yürüten parti üyelerinin olduğu iddia edilmektedir. Biz KSP’nin TDP saflarında böyle bir çalışma içinde olmadığını biliyoruz. BY Troçkizmin şu meşhur ‘enterizm’ ‘sızma’ metoduyla TDP içinde böyle bir çalışma yapıyorsa burada pek çok problem vardır. Birincisi, BY siyaseti TDP’nin mevcut siyasetinin gerçek bir zıttı değildir. TDP içinde, TDP siyasetinden BY siyasetine dönüşüm örgütlenirse ve bu çaba başarıya ulaşsa bile, bu hem TDP’nin kendi içinde gerçek bir zıttını taşıdığını, hem de ‘zıtların bir birine dönüşümünü’ ispatlamaz. ‘Zıt kardeşlerin’ bir birine dönüşümünü, gerçek zıtlar olmayan zıtların (ve bunlar vardır. Burjuva partiler arası dalaşmaya bakan herkes bunu görebilir) ispatlar, çünkü ve malum olduğu üzere BY siyaseti, tüm sol retoriğine rağmen, burjuva reformculuğundan muztariptir. İkincisi, siyaset alanında böylesi bir gelişme varsa, yani farklı siyasetlerin bir parti içinde çatışması varsa, onların görünmesi gereklidir. TDP’nin tüm çözüm siyaseti propagandası burjuva emperyalist çerçeveye, deyim yerinde ise kazık çakmış iken, TDP’nin ‘zıtların birliği’ olduğundan bahsetmek havanda su döğmekten başka bir şey değildir! Burada zıtların türünü dahi konu etmiyoruz!

Not: Alttki linkte BY siyasetinin temel taşlarını ortaya koyan BARAKA’NIN ÖNERİLERİ HAKKINDA’ başlıklı, 2009 tarihli yazıyı bulacaksınız. BY’nin seçim ‘pratiğinin’ nedenleri bu yazıda daha detaylı sergilenmektedir.

Bu yazının ve linkte referans olarak gösterilen yazının komünist olmak isteyen tüm iyi niyetli yoldaşlara yararlı olacağından eminiz.

http://www.kibrissosyalistpartisi.com/yazismalar/337/

Kıbrıs Sosyalist Partisi

Merkez Komitesi

Ocak 2018


Bu yazıyı paylaş

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

6 + 2 =