Ankara ne paranı ne de boyunduruğunu istemiyoruz

Bu yazıyı paylaş

Pahalılığa Karşı Mücadele Bağımsız ve Egemen Olma Mücadelemizin Bir parçasıdır

Kıbrısın Kuzeyinde çalışanların maaş ve ücretleri dışında herşeyin fiyatı sürekli artmaktadır. Çalışanların ücretleri neredeyse Uzakdoğu ve Afrikanın en yoksul ülkeleri seviyesine düşürülmüştür.

Bu ülkemizi yöneten Ankara’nın bilinçli bir şekilde ileri götürdüğü bir politikadır. Kuzey Kıbrısta yaşayan halk göbekten Ankaraya bağımlı hale getirilmiştir. Ankara’nın müsade ettiği kadar yaşama hakkı vardır.

Kuzey Kıbrıs’ta hükümet olduğunu iddia edenler “tamamıyla çaresiz değiliz. Almakta olduğumuz önlemler vardır” deseler de,almakta oldukları çok yüzeysel önlemlerin ömrü birkaç günlük olmaktan öteye gidememektedir.

Aslında çaresiz değildirler! Çareleri vardır. Ama bu çareleri yaşama getçirecek basiretleri yoktur. Kendi ülkelerine, egemen değildirler. Kendi ülkeleri için gereklen kararları hayata geçirecek yetkilere sahip değildirler.

Tüm dünya derin ekonomik krizlerle boğuşmaktadır. Bu krizleriden Kuzey Kıbrıs’ın da etkilenmemesi mümkün değildir. Dünya çapındaki kriz, plansız kapitalist ekonomilerdeki üretim anarşisinden, yüksek teknoloji sayesinde elde edilen bol miktarda ürünü, yine yüksek teknolojinin yarattığı geniş hacimli işsizlik dolayısıyla kitlelerin talep bile edemeyecek durumda olmalarından kaynaklanmaktadır.

Ama Kıbrısın Kuzeyinde bu genel krize ek olarak Türkiye cumhuriyetinin sömürgesi olmaktan kaynaklanan hak edilmemiş ilave sorunlar da vardır.

Petrolün varil fiyatı dünyada genel olarak artarken piyasalar bu artışı tüketiciye küçük oranlı artışlarla yansıtmiştir. Örneğin güney Kıbrıs’ta petrol fiyatları ,litresi 1.2 lerden 1.3 lere çıkmıştır. Orada halkın maaş ve ücretleri Euro olarak ödendiği için bu artış onları Kuzey Kıbrıs’ta yaşayanlar kadar kötü etkilememektedir.

Kuzey Kıbrıs’ta petrol fiyatları Güneyden çok daha ucuz olmasına rağmen yapılan zamlar burada yaşayan halkı açlık sınırında yaşamaya sürüklemektedir. Elektrik fiyatları konusunda da benzer bir durum söz konusudur.

Bu durumun temel nedeni Kuzey Kıbrıs’ın mali yönden Türkiyeye bağlı olması, Burada Türk parası kullanılması, Ankaranın bölgemizi bağımlı hale getirmek için buradaki tüm üretim faaliyetlerini neredeyse sıfırlamış olmasıdır.

Türkiye dış ve iç borçlanmayla ayakta duran, ciddi ekonomik sorunlar içinde bulunan bir ülkedir. Bu sorunları aşmak için sürekli karşılıksız para basmakta ve bu da TL’nin devalüe edilmesine yol açmaktadır.

TL devalüe edildikçe gerek Türkiye’de gerekse Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan halkın gelir düzeyi sürekli olarak düşmektedir. TC devleti sürekli elini halkın cebine sokmakta ve halkın emeğini soruımsuzca gaspetmektedir.

Bu uygulama yaygın yerel üretimin bulunduğu Türkiye’de anında hissedilmese bile ekonomik yaşamı tamamen ithalata dayanan ve Türkiyeden ithal ettiklerini bile dövizle ithal eden Kıbrıs’ta anında hissedilmektedir.

Hükümetin bu konuda alabileceği bir tek önlem vardır. O da tüm muhasebe işlemlerini uluslararası bir döviz kuruna mesela euroya endekslemektir.

Gümrük gelirlerini tahsil ederken hesaplar dövize endekslenmiştir. Benzin,mazot elektrik maliyetleri yapılırken de hesaplar dövize endekslenmiştir. Ama iş maaş ve ücretlere gelince dövize endeksleme yok! Son üç ayda çalışanların gelirleri yaklaşık yüzde 35 oranında erimiştir. Buna karşılık hükümet yüzde 12 oranında artış yapacakmış! Önümüzdek 6 ayda devalüasyon devam edecek ama hükümetin vereceği artışlar hep ücretlerin erime oranının çok altında kalacaktır.

Hükümet maaş ve ücretleri tl bazında tutmakta ısrar ettikçe özel sektör de tl bazında maaş ve ücret ödemeye yani çalışanlarına azalan miktarlarda ödeme yapmaya devam etmektedir. Fakat özel sektör tüm ürün ve hizmetlerini dövize endekslemiştir ve her şeyin fiyatını döviz fiyatlarına göre ayarlamakta ve artırmaktadır. Beyaz eşya fiyatlarından araba fiyatlarına, konut fiyatlarından tüm kiralara kadar her şey dövize endekslidir. Dövize endeksli olmayan tek unsur maaş ve ücretlerdir. Çare tüm muhasebeyi dövize endekslemektir. Ama kktc hükümetleri bunu yapacak basirete sahip değildir. Çünkü devlet bütçesinin önemli bir bölümü Türkiye tarafından karşılanmaktadır. TC’den galen parayı da dövize endekslemeden muhasebe işlemlerinin dövize endekslenmesi mümkün değildir.

Devlet bu yüzden kendi yıllık bütçe planlamalarını bile yapamayacak durumdadır. Tüm ürün ve hizmet fiyatları dövize endeksli olduğu için devletin memur maaş ve ücretleri dışındaki tüm ödemeleri bütçede öngörülenin üstünde gerçekleşmekte olduğundan bütçe de açık vermektedir

Ne yazık ki sendikalarımız da bu konuda yanlış hedef göstererek mücadele etmektedir

Kuzey kıbrısta yaşanan ekonomik krizle mücadelenin ekonomik bacağı tüm muhasebe işlemlerinin dövize endekslenmesi talebini içermelidir

Siyasi bacağı da Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs üzerindeki egemenliğini reddetmek, Türkiyenin alt yönetimi olmayı reddetmek, Türkiyeden gelen parayı da reddetmek ve kendi ayaklarımızın üzerinde durmak için mücadele etmektir. Birçoğumuz Türkiye para vermezse biz ayakta duramayız diye düşünse de bu doğru değildir. Şu anda Kuzey Kıbrıs halkı ayakta duramıyorsa bu Türkiye’den gelen para yüzündendir. Kuzey Kıbrıs kendi ekonomik olanakları ile ayakta durabilecek olanaklara sahiptir.

Buna başarmamız halinde adamızda süregelen çözümsüzlüğü de süratle hallederek ülkemizi demokratik bir ortamda birleştirmemiz de mümkün olacaktır.

Ankara ne paranı ne de Boyunduruğunu istemiyoruz.

Biz Bize yeteriz!

KSp Merkez Komitesi


Bu yazıyı paylaş

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

5 + 7 =