Hükümetle Sendikal Platformun Yaptığı “Toplumsal Uzlaşma” Teslimiyettir!

Bu yazıyı paylaş

Türkiye yöneticilerinin bu yıl uluslararası temayüllere ters davranarak kış saatine geçmemeleri ve bu uygulamayı Kuzey Kıbrıs’a da dayatmaları, bu küçücük adada iki ayrı zaman dilimi yaratmaları, sömürge yapımızın, kendi kararlarımızı alacak iradeye sahip olamayışımızın bir sonucudur.

Sorunlarımızın temel nedeni 1974 yılından beri ülkemizde NATO planlarıyla Türkiye, Yunanistan, İngiltere ve bunların yerli işbirlikçilerinin yarattığı statüko ve bunun sonucunda adamızın kuzeyinde oluşturulan sömürge yapıdır

Değirmenlik – Girne dağ yolunda 3 insanımızın ölümüyle sonuçlanan talihsiz kaza, bu gerçekle bir kez daha en acı bir şekilde yüzleşmemizi sağlamıştır.

Kazaya yol açan birçok neden arasında hiç kuşkusuz yaz saati uygulamasının devam etmesinin yanında iradesiz KKTC hükümetlerinin kendi yaptıkları yasaların uygulanmasını sağlamaktan aciz oluşları, denetim yapacak iradeye bile sahip olmayışları vardır. Bu iradesizlik Kuzey Kıbrıs’ı idare ettiğini iddia edenlerin yaptıkları birçok yasanın sadece kağıt üstünde kalmasında da görülebilir. İmar yasalarına uyulmaması, sahillerin kamuya ait olduğuna ilişkin anayasa hükümlerine uyulmaması gibi…

Talihsiz kaza karşısında liseli gençliğin protestoları, “Katil Devlet” vurgusuyla özünde iradesiz sömürge yapıya karşı haklı bir tepkiyi dillendirmekteydi.

Gençlere sahip çıkma adına eylemlere katılan Sendikal Platform’un ‘sivil itaatsizlik’ kararı ne kadar doğru ise, sivil itaatsizlik olarak, hükümetin saat 08.30’da işbaşı yapma kararına karşı, saat 08.00’da ısrarı o denli yanlış bir karar oldu.

Bunun yerine, sivil itaatsizlik;  “ya kış saatine dönülecek, ya da saat 09.00’da işbaşı yaparız” kararlılığıyla yapılmalıydı!

Sendikal Platform’a ait sendikalar alınan yanlış karara bile sahip çıkamadılar ve bunu hayata geçiremeyip iş yaşamında ciddi bir kaos yarattılar. Şimdi de yarattıkları kaostan çıkış yolu olarak teslimiyete başvurdular.

Hükümetle Sendikal Platform’a üye sendikaların yaptığı ve adına “toplumsal uzlaşma” dedikleri anlaşma tam bir teslimiyetten başka bir şey değildir!

Bu sözde ‘toplumsal uzlaşma’ iş hayatındaki kaosa son vermemiştir. Özel sektör hala sabahın sekizinde, hatta bazı iş kollarında saat yedide, yani gece karanlığında iş başı yapmaktadır. Varılan uzlaşma hükümet tarafından teklif edilen ‘saat 08.30’da iş başı’ önerisinin bile gerisinde, Ankara’nın dayatma uygulamasına daha yakın bir işbaşı kararıdır! Bu uzlaşma ve Ankara yönetimi tarafından dayatılan yaz saatleri uygulaması kabul edilemez! Buna karşı kış saatine dönülmesi talebinde ısrar edilmeli, bu talep yerine getirilene kadar sivil itaatsizlik uygulayarak saat 9’da işbaşı yapılmalıdır.

Bu amaçla tüm sendikalar ve demokratik kitle örgütlerinin birlikte hareket edebilmesi için çaba sarf edilmeli ve olabildiğince toplumsal bir katılımla sivil itaatsizlik yöntemiyle halkımıza ve ülkemize dayatılan bu haksız uygulamaya karşı mücadele edilmelidir.

Sendika yönetimleri ülkeyi yönetenlerden her gün demokrasiye saygılı olmalarını talep ederken kendi sendikaları içinde demokratik davranmamaktadırlar.

Sendikal eylemlerle ilgili kararları sendika yöneticileri değil, sendikaların üyeleri almalı, yönetim kararları icra etmekten sorumlu olmalıdır. Bu yöntem eylem yapma kararlarında olduğu gibi eylemleri sonlandırma kararlarında da uygulanmalıdır.

Ne yazık ki neredeyse tümü kamuda örgütlü öğretmen ve memur sendikaları kitlelerinin talep ve isteklerine kulak asmamakta ve sendika yöneticilerinin kararlarıyla yönetilmektedirler. Bu durum kitlelerin sendikalarına sahip çıkmamasına, sendika yönetimlerinin eylem kararlarına uymamasına yol açmaktadır.

Uluslararası sermayenin kapitalist-emperyalist politikalar elde etmeye çalıştıkları hedeflerden biri de çalışanları sendikasızlaştırmak, sendikaların gücünü kırmaktır. Üye kitlelerinin, özellikle karar süreçlerinde etkin katılımını sağlamayan, sendika yönetimleri de ister istemez, kapitalist-emperyalist politikalar hizmet eder duruma düşmekte, sendikaların zayıflatılmasına zemin hazırlamaktadır. Sendikaların hataları karşısında sendikaların ve sendikacılığın bitirilmesini, etkisizleştirilmesini talep edenlerin ekmeğine yağ sürmek yerine, sendikalarımızı demokratikleştirmek suretiyle, katılımı sağlayarak ve üyeleri daha etkin hale getirerek güçlendirmeliyiz.

Sendikalar derhal kendi içlerinde doğrudan demokrasi uygulamaya başlamalı, ülkemizde demokrasi mücadelesinde öne çıkmalıdırlar. Hem kendi içlerinde doğrudan demokratik yöntemlerin hayata geçirilmesini sağlamalı, üyelerinin taleplerini dikkate alarak kararlar üretmeli, hem de “bu memleket bizim, biz yöneteceğiz” anlayışıyla ülkemizdeki sömürge yapıya karşı “egemen, bağımsız, birleşik ve demokratik bir Kıbrıs’ın yaratılabilmesi için mücadele etmelidirler!

KSP Merkez Komitesi


Bu yazıyı paylaş

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

8 + 4 =