Burjuva Partilerinin Vaatleri Yalana Dayanmaktadır: Halkımız 7 Ocak seçimlerinde palavralara göre değil ülkemizin gerçeklerine göre karar vermelidir

Bu yazıyı paylaş

 

7 Ocak 2018 seçimleri için Kuzey Kıbrıs’ın Burjuva partileri manifestolarını açıkladılar. Bu manifestolar seçim vaatleri ile dolu! Burjuva partiler ülkemizdeki somut koşulları hiçe sayarak halkımıza olmayacak vaatlerde bulunuyorlar. Palavranın bini bir para!

Bu seçimlerde geçmiş yıllardakinden farklı olarak Kıbrıs sorununa ilişkin fikir beyan eden yok! Çünkü Kıbrıs sorununun çözümü Ankara’ya havale edildi! O konuda irade Ankara’da! Burjuva partilerin hiçbirinin Ankara’nın söylediklerinin dışında söyleyecek bir sözü yok! Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünde ana unsur olan ‘garantiler ‘ konusunda burjuva partiler Türkiye’nin garantiler gibi haksız ve yanlış bir uygulamada ısrarlı olmasına itiraz etmiyorlar. Hepsi de garantilerin devamından yana! Toplumun iradesini Ankara’ya teslim edenler şimdi de çıkmışlar “daha fazla özgürlük” diyerek halkı aldatıyorlar. Palavra atıyorlar!

Vaatlerin başında Kuzey Kıbrıs’ta değişim sözü var! Neredeyse tüm burjuva partiler Kuzey Kıbrıs’ın siyasi yapısını değiştireceklerini iddia ediyorlar.

Ama nasıl bir siyasi değişim gerçekleştirecekleri konusunda hiçbir şey söylemiyorlar. Çünkü değişim dedikleri Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs için planladığı yeni düzenlemelerdir. Türkiye Kuzey Kıbrıs’ı bir sömürge statüsünde elinde tutmaya devam edebilmek ve Kıbrıs ‘lı Türklerin asimilasyon sürecini hızlandırmak için yeni planlar kurgulamaktadır. Seçimlere girmeden önce ülkemizin tüm burjuva partileri Türkiye’nin bu konudaki telkinlerine onay vererek biat etmiş durumdadırlar. Kısacası seçimlerden sonra bizleri daha fazla bağımlılık, daha az demokrasi, daha fazla baskı, kovuşturma ve tutuklamalar beklemektedir.

Buna rağmen burjuva partiler bizlere seçimlerden sonra “daha fazla demokrasi, daha fazla adalet, daha fazla eşitlik, daha fazla insan hakları, daha fazla özgürlük vadetmekte, ‘dışa bağımlılığı azaltmak ’tan bahsetmektedirler! Bu palavralara karnımız tok!

İkinci olarak. Burjuva partiler ekonomik kalkınmadan bahsetmekte ekonomik reformlardan söz etmektedirler. Kimisi  ‘çalışır yaparız’ darken kimisi de Türkiye’nin hala hazırda Kıbrıs’ın bağımlılığını pekiştirmek için hazırlamış olduğu bazı endüstriyel ve tarımsal projeleri kendi projesiymiş gibi yutturma gayreti içine girdi. Hatta “Herkesten varlığı  kadar almalı, herkese mümkün olduğunca  ihtiyacı kadar sağlanmalı” diyecek kadar Marksist ekonomi politiğin öngörülerinden fikirler çalarak palavralarına eklemeyi ihmal etmediler. Milli geliri kişi başına 25bin dolara çıkarmaya bile söz verdiler.

Peki vatandaş bu burjuva partilerine sormaz mı;?

1- Siz kendi mali politikalarınızı kontrol edecek yetkiye sahip misiniz?

2- Merkez bankanızın kontrolü sizde mi?

3- Para olarak TL’ye bağımlı iken TL’nin sürekli devalüe edilmesinden kaynaklanan devalüasyonu ve gelir kaybını nasıl önleyeceksiniz?

4- Siz Kıbrıs’ın kuzeyine egemen misiniz? Egemenseniz nüfusunuzun ne olduğunu biliyor musunuz? Nüfusunuzu bile bilmeden söz verdiğiniz ekonomik planlamaları nasıl yapacaksınız? Eğitim ve sağlıkta söz verdiğiniz reformları neye göre gerçekleştireceksiniz? Milli geliri nasıl 25bin dolara çıkaracaksınız?

Bu palavralara ek olarak bir de iyi bir şey yapacaklarmış gibi asgari ücreti kaldırmaktan bahsedenler var. Kapitalist emperyalizmin sözde ‘liberal’ ekonomik politikalarının batağına iyice saplanmış olan CTP; “Ayrımcılığın önlenmesi için asgari ücretin çalışma yaşamı boyunca aynen uygulanmasına son verilerek performans, nitelik ve kıdeme dayalı ücret düzenlemesine” gidileceği sözünü veriyor. Bileşik faiz yasasını, item yasasını meclisten geçirecek kadar Ankara’nın güdümünde bulunan bu partinin asgari ücret konusunda işçilerin lehine kararlar alabileceğine güvenen bir tek işçi var mı? Hükümet ettiği dönemde özel sektör çalışanlarının örgütlenmesine karşı çıkan, Lefke üniversitesinde sendikalaşmaya çalışan eğitimcileri işten atan partinin CTP olduğu henüz belleklerimizden silinmemiştir. CTP’nin performans, nitelik ve kıdeme dayalı ücret ayarlamalarının uygulamada ne anlama geleceğini tahmin etmek zor değildir. Ticaret odası patronlarının çıkarlarına hizmet etmek için çalıştıkları açıkça sırıtmıyor mu?

Üçüncü olarak da “dinamik ve gerçekçi dış politika” vaatleri öne çıkıyor.

Türkiye Cumhuriyetinin Ülkemize karşı savaş ilanı 1974’ten beri TBMM’de durukken,

40 bin Kişilik Türk işgal ordusu topraklarımızda bulunurken,

Geçici 10.madde KKTC anayasasının en önemli unsuru olmaya devam ederken ve KKTC denilen alt yönetim 43 yıldır üst koordinasyon kurulu tarafından yönetilirken dış politikada nasıl bağımsız olunacağını burjuva partilerinin hiçbiri izah etmiyor.

Bu işler sadece lafla olmaz. Lafla peynir gemisi yürümez!

Bağımsız dış politika vaatleri de palavradan öteye gitmez!

Değerli emekçiler,

UBP, DP, CTP, TDP, HP, TKP, BKP YDP ve MDP işbirlikçi burjuva partilerdir. Bu partiler Halkımızın asimile edilmesini sineye çekmiş, kabullenmiş ve Ankara’nın emir ve taleplerine uyumlu politikalarla karşınıza çıkan partilerdir.

Bu partilerin palavralarına kanmayın!

Yalan vaatlere aldanmayın!

Özgür İradenize sahip çıkın!

Asimilasyona hayır deyin!

Oylarınız Anglo-Amerikan emperyalistleri ile onların Ankara ve Kıbrıs’taki işbirlikçilerine karşı direnişimizin sembolü olsun.

Devrimci, sosyalist aday Osman Zorbayı destekleyerek direnişe katılın!

Yaşasın egemen Kıbrıs Halkı ve Bağımsız, Birleşik Kıbrıs!

Kıbrıs Sosyalist Partisi Merkez Komitesi


Bu yazıyı paylaş

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

5 + 2 =